Bazı Galibiyetler Skora Değil, Yüreğe Yazılır

Galatasaray’ın Avrupa’da Juventus karşısında aldığı galibiyetin ardından birkaç kelime yazmak istedim.

UEFA Kupası’nı kazandığımızda 13 yaşındaydım. O gece yaşadığım heyecanı, kalbimin atışını, ekran başında gözümü kırpmadan maçı izleyişimi hâlâ hatırlıyorum. Finalin her saniyesi zihnime kazınmıştı. Futbolun sadece bir oyun olmadığını, bir ruh taşıdığını o yaşta hissetmiştim.

Juventus galibiyetinden sonra içimde kıpırdayan şey tam olarak buydu. Sadece bir galibiyet sevinci değildi. Yıllar öncesine, 13 yaşımdaki o çocuğun hislerine geri döndüm. Çünkü sahada yine aynı şeyi gördüm. Mücadele. İnanç. Yürek.

Bir taraftarı en çok mutlu eden şey skor tabelası değildir. Sahada verilen mücadeledir. Özellikle Galatasaray taraftarı için bu daha da anlamlıdır. Yüreğini ortaya koyan futbolcuları görmek, formanın ağırlığını hissederek oynayan bir takım izlemek, sonucu ne olursa olsun tatmin edicidir. Mağlubiyet bile böyle bir oyunda insanı eksik bırakmaz. Çünkü mesele sadece kazanmak değildir. Mesele temsil edilmektir.

Belki de bu yüzden Galatasaray’ı kendi düşüncelerimizle, karakterimizle, ruhumuzla birleştiriyoruz. Sahada izlediğimiz mücadelede kendimizi görüyoruz. Maç bittikten sonra en çok düşündüğüm şey buydu. Taraftarlık, salt bir kazanma arzusu değil. Kendi değerlerini sahada görmek. Özellikle Galatasaray taraftarı için bu böyledir.

Kendi işimde yaşadığım tutku ve mücadele de bana bunu hatırlattı. Tüm yüreğini ortaya koyarak çalıştığında, bazen imkânsız gibi görünen işler mümkün hâle geliyor. 2000 yılında kimsenin beklemediği bir anda UEFA Kupası’nı kaldırmamız gibi. O başarı sadece bir kupa değildi. İnancın ve tutkunun sonucu olduğunu gösteren bir semboldü.

Bu yıl da aynı umudu yeniden yeşerten Galatasaray takımını, teknik ekibiyle, futbolcusuyla, taraftarıyla emeği geçen tüm bileşenleriyle yürekten tebrik ediyorum. Çünkü bazı galibiyetler puan hanesine değil, insanın içine yazılır.

Leave A Comment

.

Scroll To Top